Olli Rehn: 301i değiştirin || Doğru haber

Olli Rehn: 301i değiştirin



Olli Rehn, TCK 301inci madde hiçbir gecikme olmaksızın değiştirilmeli dedi. Rehn, Ek Protokol uygulanmadıkça Türkiye ile 8 başlığın açılmayacağını kaydetti. 06/11/2007 AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, TCK 301inci madde hiçbir gecikme olmaksızın değiştirilmeli dedi. Rehn, Ek Protokol uygulanmadıkça Türkiye ile 8 başlığın açılmayacağını kaydetti. AB Komisyonu, diğer aday ve potansiyel aday ülkelerle birlikte Türkiye İlerleme Raporunu, strateji belgesini ve önümüzdeki 4 yıla ilişkin mali yardım çerçevesini bugün açıkladı. İLERLEME RAPORU Ordunun durumu: Ordunun kamuoyuna yaptığı açıklamalara ve siyasi sürece müdahale çabalarına rağmen 2007 baharında yaşanan anayasal krizin sonucu demokratik sürecin üstünlüğünü teyit etti. Silahlı Kuvvetler (son bir yılda) önemli siyasi etki yaratmayı sürdürdü. Silahlı Kuvvetlerin üst yönetimindekiler iç ve dış politikayı ilgilendiren sorunlarda kamuoyuna açıklama yapmayı hızlandırdı. Türkiyedeki siyasi çalkantı: 22 Temmuz seçimleri TBMMde ülkenin siyasi farklılıklarının daha iyi temsiline imkan sağladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) adil seçimleri ihlal etmediği yönündeki kararına rağmen yüzde 10 seçim barajının indirilmesi tercih edilecek. Beklenen yasalar: (Bir önceki) Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Ombudsmanlık Yasası, Vakıflar Yasası ve özel eğitim kurumlarını düzenleyen yasa baştaolmak üzere siyasi reformlarla ilgili birçok yasayı veto etti. Ayrıca Ombudsmanlık Yasasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Cumhurbaşkanı ve hükümet arasındaki gergin ilişkiler, reform sürecinde çalışmaların yavaşlamasına katkı sağladı. Yargının bağımsızlığı: Anayasa Mahkemesinin, nisan ayında TBMMdeki cumhurbaşkanı seçimlerinin ilk ve ikinci turunda milletvekillerinin üçte ikisinin (367) hazır bulunmasının zorunlu olduğuna karar vererek yapılan ilk tur oylamayı geçersiz ilan etmesi, mahkemenin bu kararında tarafsızlığını yitirdiği yönünde güçlü siyasi tepki ve iddialara neden oldu. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını güçlendirmek için daha fazla çaba gösterilmeli. Yolsuzluk: Türkiyede yolsuzluk yaygın ve yolsuzlukla mücadelede sınırlı ilerleme sağlandı. Yolsuzlukla mücadele stratejisinin geliştirilmesinde etkin ve iyi koordinasyonlu kurumların ve güçlü yasal altyapı önemli. İşkence: Türkiyenin benimsediği "işkenceye sıfır tolerans" politikası olumlu sonuç verdi. İşkence ve kötü muameleyle ilgili dava sayısı azaldı. Adli Tıp Kurumunun bağımsızlığı güçlendirilmeli ve tıbbi rapor kalitesi artırılmalı. Din ve ibadet özgürlüğü: Aleviler ve gayrimüslimlerin karşılaştıkları temel sorunları çözmede gerçek bir ilerlemeden bahsedilemez. Türkiye Lozan Anlaşmasına dayanarak sadece Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler gibi belirli gayrimüslimleri azınlık kabul ediyor. Bu bakış açısı Türkiyenin etnik köken, dil ve dinine dayanarak bazı vatandaşlarına, kimliklerini korumaları için özel haklar sunmasını engellememeli. Kıbrıs: Türk hükümeti BM gözetiminde kapsamlı çözüme bağlı. Kıbrıs Rum kesimiyle ilişkilerin normalleştirilmesinde herhangi bir ilerleme sağlanmadı ve Türkiye Rum kesiminin bazı uluslararası örgütlere ve anlaşmalara katılımını engellemeyi sürdürdü. Türkiye, 1960 anlaşmasındaki garantörlüğüne dayanarak Kıbrıs Rum kesiminin petrol çıkarmak için Lübnan ile Akdenizde münhasır ekonomik alan paylaşımı anlaşması imzalamasını ve Rum kesiminin Fransa ile imzaladığı savunma işbirliği anlaşmasını protesto etti. Ek Protokol: Türkiye, ABnin geçen yıl aralık zirvesinde 8 fasılda müzakereleri dondurmasına neden olan Ek Protokol yükümlülüklerini (limanların ve havaalanlarının Rum kesiminin kullanımına açılması) eksiksiz yerine getirmede hiçbir ilerleme sağlamadı. TCK 301: 301inci madde AB standartlarında yeniden ele alınmalı. PKK terörü: PKKnın son dönemde artan saldırıları Türkiye açısından ciddi bir güvenlik sorunu oluşturdu. Terörle mücadele destekleniyor. Dink suikastı: Gazeteci Hrant Dinkin öldürülmesinin ardından Türk toplumu dayanışma gösterdi fakat bazı kesimler faillere destek verdi. Polisin ihmali yönündeki iddialar dahil olmak üzere geniş kapsamlı bir soruşturmaya gerek duyulmaktadır. Ekonomi: Türkiye geçen yıl 85 milyar euroluk hacimle ABnin 7inci büyük ticaret ortağı. Türkiyenin dış açıkları (cari açık ve dış ticaret açığı) büyük miktarlara ulaşmasına rağmen finansman sürdürülebilirliği artırıldı. Katılım öncesi mali yardım çerçevesinde önümüzdeki 4 yılı kapsayan önerisini üye devletlerin onayına sunan AB Komisyonu, bu yıl 497.2 milyon euro tahsis edilen Türkiyeye 2008de 538.7 milyon euro, 2009da 566.4 milyon euro, 2010da 653.7 milyon euro ve 2011 yılında 781.9 milyon euro ayrılmasını istedi. STRATEJİ BELGESİ AB üyesi ülkelere ve Avrupa Parlamentosuna önümüzdeki bir yıla ilişkin genişleme stratejisi belgesini sunan AB Komisyonu, Türkiyede reformların 2005 yılından bu yana yavaşladığı tespitinde bulunarak, "siyasi reformların hızlandırılmasını" istedi. AB Komisyonu belgesinde bu kapsamda ifade özgürlüğü ve dini azınlıkların haklarıyla ilgili reformlara öncelik atfedilirken, vurgu yapılan diğer başlıklar arasında yolsuzlukla mücadele, yargı reformu, sendikal haklar, kadın ve çocuk haklarıyla kamu yönetiminde hesap verilebilirliğin artırılması yer alıyor. Belgede, "AB Komisyonunun güvenlik güçleri üzerindeki sivil gözetim başta olmak üzere Türkiyedeki siyasi reform sürecini yakından izlemesini sürdüreceği" ifade edildi. Terör örgütü PKKnın can kayıplarına neden olan silahlı saldırılarının ardından TBMMnin sınır ötesi operasyona yetki verdiği hatırlatılan belgede, Türkiyenin vatandaşlarını koruma ve terörizmle mücadeleçabasında hukukun üstünlüğü yanında bölgesel barış ve istikrara önemvermesi istendi. Belgede, üye ülkelere yönelik çağrıda, "ABnin (aday ülkelere yönelik) taahhütlerine bağlı kalması ve teknik hazırlıkları yapılır yapılmaz ilgili fasılları açarak müzakere sürecini yolunda tutması büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verildi. Kıbrıs Rum kesimine uygulanan "nakliyat araçları kısıtlaması" dahil, malların serbest dolaşımı üzerindeki engelleri kaldırması talep edilen belgede ayrıca, Rum kesimiyle "ikili ilişkilerin normalleştirilmesi beklentisi" dile getirildi. Strateji belgesinde, "Türkiye, üyelik yükümlülüklerini karşılama yeteneğini geliştirdi. Malların serbest dolaşımı, mali hizmetler, trans-Avrupa ağları, bilim ve araştırma başta olmak üzere müzakere fasıllarında ilerleme sağlandı. Malların serbest dolaşımında, fikri mülkiyet haklarında, kartellerle mücadele politikasında, enerjide, istatistikte, işletme ve sanayi politikasında, tüketici ve sağlığının korunmasında, bilim araştırmada (AB müktesebatına) uyumunu ileri düzeye taşıdı" ifadelerine yer verildi. REHNİN AÇIKLAMALARI cnnturk.com 301inci madde: Konuya ilişkin olarak bir basın toplantısı düzenleyen Olli Rehn, "Hükümetin demokrasi ve bireysel özgürlükler alanında bazı reformları üst sıralara yerleştirmiş olması önemli birşey. ABye katılacak bir ülkede, akademisyenlerin, gazetecilerin, diğer aydınların veya herhangi bir vatandaşın sırf düşüncelerini açıkladığı, şiddet içermeyen bir şekilde açıkladığı için yargılanmaları kabul edilemez" dedi. Rehn, bu sözleriyle Türk Ceza Kanununun 301inci maddesinin "hiçbir gecikme olmaksızın" değiştirilmesi gereğine atıfta bulundu ve "Türkiye, din ve ifade özgürlüğü için daha çok çaba harcamalı" dedi. Rehn, Türkiyedeki reform sürecinin siyasi çalkantılar sebebiyle yavaşlamasını da eleştirdi. Sınır ötesi operasyon: Türkiyenin olası sınır ötesi operasyonuna da değinen Rehn, "Türkiye sınır ötesinden PKK terörüne maruz kalmaktadır. AB bu durumu kınamaktadır. Bunu anlıyoruz" ifadesini kullandı. Rehn, Türkiyenin olası operasyonunun ABye katılım sürecini ne yönde etkileyeceğine yönelik bir soruya, "Varsayımlar üzerinden konuşmak doğru olmaz. Türkiyenin Irak ile birlikte, bölgesel yetkililerle, uluslararası toplumla bu sorunlara çözüm bulması gerekir" yanıtını verdi. "Soruna politika aracılığıyla siyasi bir çözüm bulunmalı" diyen Rehn, "Bence Bush ve Erdoğan arasındaki görüşmeler son derece teşvik edici görüşmelerdir" dedi. Rehn, tezkerenin de bu siyasi stratejinin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini kaydetti. Bölgedeki bütün oyuncuların Türkiyenin kendi halkını korumak için gösterdiği çabayı desteklemesi gerektiğini söyleyen Rehn, "Uluslararası hukuka saygı gösterilmeli ve orantısız askeri güç kullanımından kaçınılması gerekiyor" şeklinde konuştu. "İki yeni başlık açılabilir" Teknik hazırlıkların tamamlandığı başlıklarda müzakerelerin başlaması gerektiğini belirten Olli Rehn, "Önümüzdeki haftalarda en azından iki başlıkta açılabilir: Tüketicinin ve sağlığın korunması ve Trans-Avrupa ağları başlıklarında" dedi. Rehn, bu iki başlıkta müzakerelerin başlamasını bütün AB üyesi ülkelerin desteklemesini beklediğini söyledi. Olli Rehn, Türkiyenin kendi yükümlülüklerini (Gümrük Birliği Ek Protokolünün uygulanması) yerine getirmemesi durumunda ise diğer 8 başlığın açılmayacağını kaydetti. Türkiye, Gümrük Birliğinin Kıbrıs Rum yönetimi dahil ABye yeni katılan 10 üyeye de uyarlanması için Ankara Anlaşmasının Ek Protokolünü imzalamış, ancak aynı zamanda bir de deklarasyon yayımlayarak, imzanın Kıbrıs Rum kesimini tanıma anlamına gelmediğini ilan etmişti. Türkiye, KKTCye izolasyonlar kaldırılmadıkça Türkiyenin, limanların ve havaalanlarının Kıbrıs Rum kesimi gemi ve uçaklarına açılmasını öngören Gümrük Birliği Ek Protokolünü gündeme almayacağını belirtiyor. Rehn, Türkiyeye ilişkin İlerleme Raporunun çok sert ya da yumuşak olmadığını dile getirdi. Türkiye 2005te müzakerelere başladı Türkiye ile AB arasındaki müzakereler 3 Ekim 2005te başladı. Bu tarihte, Avusturyanın imtiyazlı ortaklıkta diretmesi krize neden olmuştu. AB Dönem Başkanlığını yürüten İngiltere, bu süreçte Türkiyeye önemli ölçüde destek vermiş ve müzakerelerin başlamasında etkili olmuştu. Cnn Türk
kaynak: moralhaber & Olli Rehn: 301i değiştirin okunma sayısı: 15

neteyaz forum | neteyaz haber | neteyaz program indir