Kenan Evren günah çıkardı!
12 Eylüle dair bazı sorulara cevap veren Kenan Evren, bir hatasını kabul etti ve Öcalanı asma konusunda ısrar etti. Fikret Bilanın Kenan Evrenle röportajı... 07/11/2007 Fikret Bilanın röportajı
PKK denilince akla Diyarbakır Cezaevi gelir. Oradaki işkence ve kötü muamelenin PKKyı güçlendirdiği söylenir.
Kenan Evrene önce Diyarbakır Cezaevini sordum:
- Diyarbakır Cezaevi demiyorlar mı, çok üzülüyorum, sinirleniyorum. Ben o zaman Devlet Başkanıyım. Biz devleti yönetiyoruz. Cezaevlerini yönetmiyoruz ki! Ne yani, Devlet Başkanı Diyarbakır Cezaevini mi yönetecek? Cezaevleri bana mı bağlı? Sıkıyönetim komutanına bağlı. Sıkıyönetim komutanları da bizzat gidip cezaevini yönetecek, cezaevine bakacak değil. Cezaevi müdürleri var, jandarma var. O düzen devam ediyor.
"Ama Paşam" diyerek araya girdim:
Siz devletin başındasınız. Askeri yönetimin sorumluluğu sizde. Orada olanları da size bağlıyorlar...
- Tamam da, cezaevlerinde vaktiyle kurulmuş bir teşkilat var zaten, o devam ediyor.
Peki, siz Diyarbakır Cezaevinde olanları neye bağlıyorsunuz?
- Benim kanaatim şu: Cezaevlerinde o gardiyanlar, 12 Eylül öncesi dönemde çok sıkıntı çektiler. Hatırlarsanız, anarşi döneminde cezaevlerini oradaki suçlular yönetiyordu. İdare onların eline geçmişti. Mahkûmlar, gardiyanları yakalarlar, onları döverler, rehin alırlar... Oraların yönetimi, gardiyanların değil mahkûmların elindeydi. Bu gardiyanlar çok çektiler. 12 Eylül olunca da bunlar mahkumlardan hınç aldılar. Tabii, sıkıyönetim komutanlıkları da orayı disiplin altına almak için, onların başına subaylar verdiler. Bu subaylar da eğitim yaptırdılar, talim yaptırdılar, Atatürk ilkelerini, inkılaplarını öğrettiler. İstiklal Marşını söylettiler.
Eza yapın denmedi
Mahkûmlar sonra yapılan işkenceleri anlattılar. Kitaplar yazıldı.
- Şimdi bunlara eza yapın, işkence yapın diye bir şey söylenmemiştir. Benim ağzımdan böyle bir söz çıkmamıştır. Hatta, hatırlarım: Bir astsubay doğuda işkence yapmış. Onun mahkûmiyet kararı geldi bana. Ben onayladım, imzaladım. Bir polis de mahkûm oldu. Bunlar mahkemelere verilirdi. Onu, benim üzerime yüklemiyorlar mı?
Sanki, ben, filan hapishanedeki filan adama işkence yapın demişim gibi... Sanki, işkence, 12 Eylülden önce karakollarda yok muydu? Bütün karakollarda vardı. Yani karakola düştün mü, kötü muamele yapılıyordu. 12 Eylülde biz polisi serbest bıraktık, rahat çalışsın diye. Onlar yine yaptılar bunu.
Sorgulama yapılıyor. Söyletebilmek için bazı usulleri var onların. Onları kullanarak bilgi alıyorlar. Bunları Almanlar da yapıyordu, İngilizler de, ABDliler de, Fransızlar da... Onlar yapmadı mı? Vaktiyle herkes işkence yapıyordu. Yaptılar, sonra intihar etti dediler Almanlar, Baader-Meinhof çetesi için...
Neden yasakladım?
Kürtçeyi neden yasakladınız?
- 12 Eylülde bir hatamız da oydu. Kürtçe konuşmayı yasakladık. Şöyle yasakladık: Konuşmalarda, mitinglerde, şurada burada Kürtçe konuşulmayacak. Okulda filan Kürtçe tedrisat yapılamaz dedik. Neden dedik? Ben Devlet Başkanıyken, bir köyde ilkokula gittim. Üçüncü sınıfa mı, dördüncü sınıfa mı girdim, hatırlamıyorum. Açtım kitabı, oku şunu dedim çocuğa. Kem küm, çocuk okuyamıyor.
Dördüncü sınıfa gelmiş, Türkçeyi okuyamıyor. Kızdım. Orada söyledim. Öğretmene döndüm, Dördüncü sınıfa gelmiş, Türkçeyi okuyamıyor, bu nasıl iş? dedim. Sonradan anlaşıldı ki, öğretmen de Kürt. Kürtçe yapıyor tedrisatı. Döndüm ve Kürtçe yasağını koyduk. Kürtçe tedrisat yapılamaz dedik. Ama, biraz ağır yasak koyduk. Sonra bu yasak kaldırıldı, ama hataydı. Hata olduğunu sonradan anladım.
Türkçe, Kürtçe bilecek
Kürtçe konusunda bugün ne düşünüyorsunuz?
- Belçikayı ele alalım. Flamanlar ve Valonlar kavga etmiyorlar. Ben Genelkurmay Başkanıyken Kanadaya gitmiştim. Orada Quebec bölgesine gittim. Genelkurmay Başkanı gezdiriyor. Quebecte lisan Fransızca. Tuhafıma gitti. Kanadada nasıl iş bu? dedim. Dediler ki, Burası Fransadan kalma bölge. Sonra bırakmışlar, ama bir anlaşmayla, buradaki halkın kendi lisanı kabul edilecek, kendi lisanlarını kullanacaklar denilmiş. Bu bölgede devlet hizmetine gelecek bir vatandaş hem İngilizceyi, hem Fransızcayı bilmek zorunda dediler. Bölgede hizmet verecekse bu zorunluymuş. Şimdi bizde de Güneydoğuda hizmet verecek memurun Kürtçe de bilmesi lazım. Katı tutumla olmaz bu iş.
Peki memur Kürtçeyi nasıl öğrenecek? O zaman okullara da koymak gerekmez mi?
- Hayır. O olmaz. Tedrisat Türkçe olmalı. Zaten Kürtçe öğreten kurslar filan var, onlar serbest biliyorsunuz.
Devlet hizmeti verecek olanlar iki dili de bilsin diyorsunuz?
- Zaten serbest, kurslar var. Resmi eğitim bizde biraz zor.
Ama memur bilse iyi olur mu demek istiyorsunuz?
- Kanada yapmış, Fransızlar, onlar azınlık...
Özal Musula girecekti
1991 Birinci Körfez Savaşı sırasında rahmetli Turgut Özalın Kuzey Iraka girmek istediği, dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Necip Torumtayın karşı çıkarak istifa ettiği biliniyor. Özal, bu konuda size danışmış mıydı? Gerçekten Kuzey Iraka girme konusunda kararlı mıydı?
- Evet. Musula girecekti. Niyeti öyleydi. Ben o tarihte Cumhurbaşkanlığından ayrılmıştım. Marmarise yerleşmiştim. Cumhurbaşkanı Özaldı. Onun da Marmariste yazlık yeri vardı (Okluk koyundaki Cumhurbaşkanlığı tesisleri). Özal da oralardaymış, bayram vesilesiyle. Marmariste bana geldi, yanındaki erkanla birlikte. Evde konuştuk. Dedi ki: Bu ABDnin Irak harekâtı sırasında biz de kuzeyden girelim, bu Musul meselesini halledelim, ne dersiniz?
Benim anladığım kadarıyla, ABD Başkanı baba Bushla konuşmuş. Musul işi takılmış aklına. Öyle anlıyorum. Baba Bushla anlaşmış. Çünkü kendi başına böyle bir karar veremez.
O zaman kendisine dedim ki: Sakın ola böyle bir şey yapma. Böyle bir harekâta girişme. Çok zor bir harekâttır ve oraya girdikten sonra burnunu çamurdan kurtaramazsın. Orası bir gayya kuyusudur. Gireriz ama o bataktan kurtulamayız. Bütün Arap âlemini de karşımıza alırız.
Beni sessizce dinledi. Bir şey demedi. Israr da etmedi. Benden sonra Genelkurmay Başkanı Torumtayla konuşmuş bu işi. Sonradan öğreniyorum ben. O da karşı çıkmış. O zamanki Başbakan Yıldırım Akbulutla konuşmuş, o da karşı çıkmış. Fakat yine de Özal bu işe kararlı görünüyor, Musula girecek.
Fakat, Genelkurmay Başkanı, olmaz deyip istifa edince, o iş öyle kaldı, harekât yapılmadı. Ama, Özalın niyeti oydu. Özalın niyetini anlıyorum, ama zaten Kerkük, Musul petrollerini bize bırakmamışlar ki! İngiltere var. Bize petrolden belli bir yüzde karşılığı para önerilmiş, sonra toptan bir paraya razı olunmuş falan, ortada dayanılacak bir hak da kalmamış yani böyle bir harekat için.
Biz asıl hatayı o zaman yapmışız. Artık bitmiş. Bir hak iddia etmemiz mümkün değil. O nedenle bir harekât yapılmadı o zaman. İyi de oldu yapılmadığı... Yapılsaydı, belki bugün ABDnin düştüğü duruma biz düşerdik. Girerdik, çıkamazdık. Benim kanaatim bu.
İdam etmeyip besleyelim mi?
Evren Paşaya idamlar konusunu açtım:
12 Eylüldeki idamlar nedeniyle çok suçlandınız. Bugün baktığınızda o kararları doğru buluyor musunuz?
- O zamanın kanunları neyse onu uyguladık. Yeni bir kanun çıkarmadık. O zamanki Türk Ceza Kanununda hangi suçlar idam cezası öngörüyorsa o suçlara uyguladık. Bunların yaptığı eylemlerin hangisi idamla cezalandırılıyorsa, onlar idam cezası alıyordu. Bazıları söylerler, "İdamları niye yaptınız?" diye. Bana göre, kanun varsa, devlet bunu uygulamakla mükelleftir. İdam etmeyip de besleyelim mi?
Devlet Başkanlığınız döneminde idamlar infaz ediliyordu. Cumhurbaşkanlığınız döneminde ise 1984ten itibaren infaz yapılmadı. İdam cezası fiilen uygulanmadı. Nihayet, ABye aday ülke olmak için de 2002de idam cezası kaldırıldı. ABye de bizde idam cezası var, ama 1984ten beri fiilen uygulamıyoruz, zaten kaldıracağız denildi. Sizin Cumhurbaşkanlığınızda da uygulanmıyordu yani?
- Bir tane hariç. 1984ten sonra da bir tane uyguladılar. Muşta bir konuşma yapmıştım, hani, asmayalım da besleyelim mi? diye. O zaman Turgut Özal da Başbakan, dedi ki, Yapmayın Paşam. Başka türlü ABye giremiyoruz. Ben de dedim ki, O halde kaldırın bunu. O zaman Özal dedi ki, Siz kaldırılmasına taraftar mısınız? Ben de, Taraftar değilim, ama ne yapalım dedim.
İdam cezasına hâlâ taraftar mısınız?
- Tabii. Bir sürü insan öldürülüyor. Canlı bombaya bir şey demiyorum, kendisi de gidiyor da. Bomba yerleştiriyorlar. 12 kişi, 20 kişi birden öldürüyor. O 20 kişiyi öldürmüş, ben onu ömür boyu yaşatacağım. Bu felsefe bana göre değil.
Amerika bizi kullandı
Evren, Özalın Musula girme düşüncesini, destek bulamadığı için hayata geçiremediğini söyledikten sonra sordum:
Özal, Musula giremedi ama 1. Körfez Savaşında ABD Başkanı, baba Busha çok yardımcı oldu. Örneğin, Adanadaki İncirlik üssünü kullandırdı. ABD, Saddama 36. paralelin kuzeyini yasakladı ve Kuzey Irakı İncirlikte üslenen Çekiç Güçün kontrolüne verdi. PKK da bundan yararlandı, Kuzey Iraka yerleşti ve güçlendi. Terör de yine bu dönemde zirveye çıktı. Bunlara ne diyorsunuz?
Şunu söyleyeyim: PKK, 1984 Ağustosunda Eruha saldırdı, biliyorsunuz. Ben, baktım Başbakandan ses yok. Özal, Marmariste tatildeydi galiba. O zaman ben atladım gittim bölgeye. Baktım durum vahim. Hemen Silahlı Kuvvetlere talimat verdim, bu işe TSK baksın dedim.
Olaydan sonraki dönemde de birkaç kez Kuzey Iraka sınır ötesi harekât yaptırdım. İran hududuna kadar gittik, bölgeyi PKKdan temizledik. Bu harekâtları o zaman Saddamla anlaşarak yapmıştık. Saddamın başı İranla dertteydi. Bize mecburdu.
Bir süre terör olayları dindi. Bu harekâtlar başarılı oldu. Ama, sonra 1. Körfez Savaşından sonra, 1991den sonra terör yeniden tırmandı. Bir kere 36. paralel işi ve Çekiç Güç bir hataydı. Özalın hatasıydı. ABDye o imkanı verdik. Onun neticesini aldık mı biz? ABD bizi kullandı.
Öcalan idam edilmeliydi
Evren, "Öcalanın idam cezasının uygulanmaması hataydı" diyerek devam etti:
- İdam edilmemesi doğru değildi. Hata. Hem daha ABye de aday olmamıştık.
Acaba idam edilirse Türkiyede iç kargaşa çıkar, Güneydoğuda olaylar patlak verir diye düşünmüş olabilirler mi? Veya ABD, Öcalanı teslim ederken "idam etmeyeceksiniz" diye şart koşmuş olabilir mi? Böyle iddialar da var.
- Bence ABden çekindiler. ABDden çekindiler. Onu destekleyenler var oralarda. Biliyorsun, Sovyetlere gitti, Yunanistana gitti, İtalyaya gitti. Bu ülkelerden hiçbiri bize teslim etmedi. İdam cezası kesinleştiğinde idam edilseydi, bence mesele kalmayacaktı.
Tabii, idamın yıldönümlerinde falan yine bir şeyler yapacaklardı. Gösteriler, bazı olaylar olacaktı. Ama, şimdiki gibi cezaevinden PKKya talimat veremeyecekti. Şimdi İmralıdan PKKyı yönetiyor. Cezaevinden avukatları kanalıyla.
MİLLİYET
kaynak: moralhaber & Kenan Evren günah çıkardı! okunma sayısı: 20
neteyaz forum
| neteyaz haber
| neteyaz program indir